Otizmli Ama Yetenekli/Buğra Çankır-Uğur Türkmen, İzge Yayıncılık, Ankara 2020, (37-40)

OTİZM

Otizm ilk kez Leo Kanner tarafından 1943 yılında tanımlanmıştır.

Son yıllarda sayıları dünya genelinde hızla artmakta olan ve artacağı öngörülen otizmi Özbey şöyle tanımlar “Otizm çeşitli nedenlere bağlı olarak çocukluğun ilk üç yılı içinde iletişim ve sosyal beceri yetersizliği ile sınırlı ilgi, takıntılı ve tekrarlayıcı davranışlarla ortaya çıkan, ileri derecede ve karışık bir gelişimsel bozukluktur” (2005: 13)

Mukaddes’e göre ise otizm “erken çocukluk çağında belirtileri görülmeye başlayan bir nörogelişimsel bozukluktur” (2019:1)

Otizmin Nedenleri

Yaygın gelişimsel bozukluk beş alt grupta ele alınabilir

  • 1- Otizm
  • 2- Asperger sendromu
  • 3- Çocukluk dezentegratif bozukluk
  • 4- Rett sendromu
  • 5- Atipik otizm
(Özbey, 2005: 17)

Başlarda ilgisizlik ve sevgisizlik belli başlı neden olarak gösterilse de bunun böyle olmadığı artık bilinmektedir. Kanner; “1970’lerde çocuğun genetik yatkınlığı ile ailenin negatif anlayışının birleşmesiyle otizmin ortaya çıktığını belirtmiştir” (Özbey, 2005: 20) Otizme genetik etkenlerin, aşıların, çevresel etkenlerin, gebelikte yaşanılan sorunların, bazı virüs ve hastalıkların sebep olduğuna dair görüşler vardır. “Doğum anındaki kan testinde down syndromu tespit edilebilirken otizm tespit edilemiyor. Sonradan olan bir yaşantı tetikliyor” (Ülker, 2013: 2) “Amerikan hastalık kontrol ofisinin verilerine göre 8 yaşındaki çocuklarda, okul ve tıbbi kayıtlardan alınan verilere göre, otizm sıklığı 1/68’dir. Fakat ailelere uygulanan anket çalışmasında 2015 yılında 1/45 oranına ulaşılmıştır” (Ekici, 2017:25)

“Kanner üç otistik çocuktan, asperger de ise sekiz çocuktan birinin kız olduğunu söylemiştir” (Özbey, 2005: 22)

Kanner’e göre tanı ölçütleri:
  • 1. Başkalarıyla iletişimde bulunmazlar.
  • 2. Konuşma geç gelişir ve konuşmada aksamalar vardır.
  • 3. Konuşmayı iletişim amacıyla kullanmaz.
  • 4. Ekolali (yankı) konuşma vardır.
  • 5. Zamirleri yerinde kullanmaz ve karıştırır.
  • 6. Değişiklikleri kabule yanaşmaz.
  • 7. Tekrarlayıcı amaçsız davranışlar görülür.
  • 8. Normal bir zeka ve iyi bir hafızaya sahiptir.
  • 9. Dış görünümleri normaldir. (Özbey, 2005: 26)

Otstik bireyler çoğunlukla söylenenleri tekrar ederek iletişim kurarlar. “Ekolali: Duyulan kelime ve tümcelerin duyulduktan hemen sonra veya bir süre sonra anlamsız olarak tekrar edilmesi (yankılama konuşması)” (Turan, 2000: 151) Otistik Bireylerin Bedensel Gelişimleri ve Motor Becerileri “Otistik çocukların bedensel gelişimlerinde ve dış görünüşlerinde herhangi bir anormallik görülmez, hatta oldukça sevimli görünürler, fakat motor becerilerinde normal çocuklara göre gecikmeler olur. Oturma, emekleme ve yürüme becerilerini normalden geç kazanırlar” (Özbey, 2005: 29) Otistik Bireylerin Duyusal Özellikleri Otistik çocukların duyusal gelişimleri dikkat çekicidir. Yüksek seslere karşı duyarlıdırlar. Kimi çocuk ise müziğe karşı oldukça duyarlıdır ve müzik dinlemekten büyük zevk alır” (Özbey, 2005: 31) Temple Grandin’de duyusal davranışları üçe ayırmış; duyusal arayış, duyusal aşırı tepki verme, duyusal az tepki verme. Ona göre; “duyusal işleme sorunu olan otistik insanları görüyorsanız ve onları kategorilerden birine yerleştirebilirsiniz” (Panek, 2018: 91) Otistik Bireylerin Duygusal Özellikleri Özbey; nedensel ağlama ve gülmelere, tehlikelerden korkmamalarına, ilgiye karşı tepkisizliklerine, aile bireylerine karşı duygusal bağ kurmamalarına, karşıt davranışlar geliştirdiklerine dikkat çeker (2005:34-36) Otistik Bireylerin Dil Gelişimi ve İletişim Becerileri Otistik çocuklarda konuşmanın olmayışı veya iletişim aracı olarak kullanılmaması ve hatta yaşamları boyunca konuşmamaları bilinmektedir. Bu durum onlarda iletişim yetersizliğine ve bu durum karşısında bağırma, ağlama vb tepkiler geliştirmelerine yol açmaktadır. Otistik Bireylerin Sosyal Gelişimleri Arkadaşlık, dostluk, sevgi, yardımlaşma, sadakat vb hayata dair bir çok norm sosyal davranışlar ve beceriler olarak görülür. Otistik çocuklar ise bu becerileri edinmede sorun yaşayabilirler. “Otistik çocukların normalden farklı olan sosyal gelişim özelliklerinden birisi de, normal çocuklarda çok sık gözlenen sevgi ve güvende olma ihtiyacı için diğer bireylere fiziksel yakınlaşma davranışlarının görülmemesidir” (Darıca vd,2017: 42) “Göz teması kurmama, insanlara ilgi duymama, seslere tepkisiz kalma, duygusal yakınlaşmadan ve fiziksel temastan kaçınma, oyun oynamama ve sosyal kurallara uymama gibi özellikler, otistik çocuklardaki sosyal yetersizliğin birer göstergesidir” (Özbey, 2005: 49) Persson bir uyarıda bulunur. “Sosyal yaşama çok uzak olan bazı otizmli çocuklara eğitime başlar başlamaz baskı yapmamak gerekir. Bu çocukların, yakınında bir başka çocuğun oynamasını kabul etmesi bile, yeterli sayılmalıdır. Kaldırabileceği sosyal yakınlık bu kadar olabilir. (2012:81) Otistik Bireylerin Zekâ Gelişimleri Bu çocukların zekâ gelişimlerini ölçebilmek şu an için mümkün görünmemektedir. Belki de ölçmek doğru değildir. Normal bireylere göre çok üstün yetenekler gösterebilen bu bireylerin farklılıklarını olduğu gibi kabul etmek yerinde olacaktır. Absolüt bir kulağa sahip olanlara, mükemmel derecede resim yapanlara, bir gördüğünü unutmayanlara, ezber yeteneğini oldukça ileri düzeyde olanlara vb rastlanabilmektedir. Bununla birlikte olaylar arasında bağlantı kuramama, genelleme yapamama, empati kuramama, dikkat sürelerini kısa oluşları da bilinmektedir (Özbey, 2005: 53-54) Otistik Bireylerin Takıntıları Özbey’e göre bu takıntılar şunlardır: ilgi takıntıları, nesne takıntıları, simetri takıntıları, aynılığı devam ettirme takıntıları, davranış takıntıları (2005:56-58) Otistik Bireylerin Problemleri Vural bu problemleri şöyle sıralamış: Uyku problemi, yemek yeme problemleri, davranış problemleri, tuvalet eğitimi (2007: 36-46) Yemekle, uykuyla, giyinmeyle ve cinsellikle ilgili problemler aileler tarafından sıklıkla dile getirilir. Bu problemler çocuğun yaşamını dört yönde olumsuz etkiler: a)var olan becerilerini kullanmayı engeller, b) yeni beceriler öğrenmesini engeller, c) kendisine zarar verir, d) çevresiyle olan uyumunu bozar. Diğer insanların yaşamına üç yönde olumsuz etki eder, a) insanlara zarar verir, b) insanları rahatsız eder, c) ana baba için utanç verici bir durum halini alır. (Özbey, 2005: 217) Nitelikli bir eğitim süreci yanında; eğitimci, aile, toplum birlikteliğiyle bu sorunların çözülebileceği düşünülmektedir.